MAZERETİM VAR ERGENİM BEN

09.07.2017 Milliyet Aile Köşemden:

Link: http://www.milliyet.com.tr/mazeretim-var-ergenim-ben-pembenar-yazardetay-aile-2481905/

Bir sosyal medya paylaşımımda ‘Hani bazı şeyler vardır, istisnasız herkesin sevdiği, hakkında tek bir olumsuz yorum dahi duyamayacağınız, herkesi gülümseten şeyler, kelebek mesela.’ Demiştim. İşte onlardan bir diğeri de bence MFÖ şarkıları. Ve özellikle hepimizin bir kere bile olsa ‘mazeretim var asabiyim ben’ esprisi yaptığımızı düşünürsek  eğer mazeretim var ergenim ben diye güncelleyebiliriz sanırım.

Bir önceki yazımda kavramların, kullanılan dilin öneminden bahsetmiştim ve ısrarla devam ediyorum.

Ergenlik döneminde yaşanan fizyolojik ve psikolojik değişimlerin etkileri sizce ergenlerin dünyasında Nasıl yer buluyor? Ergen birey olarak kendi içinde ve sosyal çevresi içerisinde bu değişimlerin yansımasını Nasıl değerlendiriyor? Korkarım ki acımasız olduklarını söyleyebiliriz. Birbirlerine ve en acısı da kendilerine karşı kullandıkları dil çok acımasız. Bu denli acımasızlık sonucunda da karşımıza anksiyete çıkıyor.

Nedir anksiyete?

Anksiyete Türkçe karşılığıyla kaygı, kısaca şiddetli bir korku ve panik duygusudur diyebiliriz. Anksiyete pek çok farklı psikolojik kuram (psikodinamik, varoluşçu, davranışçı, bilişsel) tarafından farklı şekillerde ele alınır; açıklanır ve çalışılır. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA)’nın tanımına göre anksiyete; kişiliğin bilinçli bölümünde hissedilen ve ortaya çıkan tehlike sinyalidir. Anksiyetenin bilişsel, duygusal, davranışsal ve fizyolojik olarak pek çok farklı ( nefes darlığı, solunum hızında artış, terleme, titreme, aniden sinirlenme, baş ağrısı, bulantı, boyun kaslarında gerginlik, ishal ya da kabızlık) belirtileri gözlemlenebilir. Bu seviyede belirtiler gözlemleniyor ise bir ruh sağlığı çalışanından (psikiyatr, klinik psikolog, psikolojik danışman) yardım almaktan çekinmeyiniz.

Ergenlik döneminde en sık görülen anksiyetelerden biri bireyin bedeni ile ilgili yaşadığı anksiyetelerdir. Ergenlik dönemi ile birlikte bireyin ilgisi kendisine yönelir ve bunun sonucunda bireyin bedeni ile ilgili anksiyeteleri ortaya çıkar. Vücudunun görünümü, bireyin vücudu ile ilgili kendi düşünce ve inançları, diğer kişilerin onun görünümü ile ilgili ne düşündüğü birey için çok önemlidir. Ergenlik döneminde kızlarda beden ile ilgili anksiyeteler, erkeklere göre çok daha fazla görünür. ( Sabiston, Sedgwick, Crocker, Kowalski, Mack, 2007). Erişkin bireylerde karşılaştığımız anksiyete bozuklukları ergenlerde de görülebilir. Özellikle yaygın anksiyete bozukluğu (YAB), sosyal anksiyete bozukluğu (SAB), panik bozukluğu (PB), özgül fobiler, obsesif kompulsif bozukluk yaygın olarak gördüklerimizdendir. Özellikle ergenler arasında sıkça gözlemlediğimiz bireyin kendisine ve çevresine karşı geliştirmiş olduğu acımasız dil adeta bireyin anksiyete ilişkili sık görülen bilişsel hatalarıyla paralel gibi. Özellikle ergenlik döneminde sıklıkla gözlemlediğimiz bilişsel hatalara bakalım;

* Etiketleme: Kendini eksik/kusurlu gördüğü yanlarıyla değerlendirme örneğin ‘şişkonun tekiyim’ düşüncesi.

* Zihinsel filtreleme: olumlu yanları filtreleyerek/görmezden gelerek olumsuzluklara odaklanma örneğin yüzünde çıkan bir sivilceden ötürü kendisini çirkin bulması.

 

Ergenlik dönemi kişiliğin gelişimi açısından çok çok önemli bir dönemdir bu dönemde;

* Ergenle kurulan iletişimin kalitesine dikkat edilmelidir

* Ergenin fikirlerine değer verilmeli ve hayal ve hedefleri özenle dinlenmelidir

* Ergenin sosyal çevresine verdiği değer aile tarafından anlaşılmalıdır

* Popüler olma isteği gibi günümüzün popüler kaygıları anlaşılmalı, ergen bireyin dünyası anne babanın kendi ergenlik dönemi ile kıyaslanmadan bugüne özgü yaşantılar olarak değerlendirilmelidir

* Ergen beslenmesi özenle ele alınmalı ve fiziksel aktiviteye teşvik edilmelidir

* Sadece kilo kontrolü değil tükettiği gıda ürünlerinin içeriği de takip edilmelidir

* Rol model olarak belirlediği kişi/ler ebeveynler tarafından yakından takip edilmelidir

* Rol model alınan kişi/lerin neden rol model alındığı hakkında ergenle kiçük söyleşiler yapılabilir

* Ergenin sosyal medya ve sosyal çevre üzerinden mobbinge maruz kalıp kalmadığı takip edilmelidir

* Ergenle iletişimde kullanılan dil daima olumlu, destekleyici, sıcak ve samimi olmalıdır.

Sevginin iyileştirici gücüne inanıyorum. Sevgiyle beslenen, desteklenen, büyüyen çocuklar geleceğin ruh sağlığı sağlam bireyleri oluyorlar. Sevgiyle yaklaşılan her canlı Sevginin gücünü hissediyor. Bırakalım sevdikleri sanatçıları dinlesinler, sevdikleri gibi dans etsinler, sevdiklerini söyleyebilsinler, Sevgiyle yaklaşmayı, önce kendilerine Sevgiyle yaklaşmayı öğrensinler.

 

Sevgiyle..

Psk. Dan. Gizem KOLÇAK

www.gizemkolcak.com

@pskdangizemkolcak

pskdangizemkolcak@gmail.com

ERGENİM İŞTE

22.06.2017 Milliyet Aile Köşemden:

Link: http://www.milliyet.com.tr/ergenim-iste-pembenar-yazardetay-aile-2473177/

Bana birazcık kendinden bahseder misin? dedi psikolojik danışman ve cevapladı danışanı: ‘Önümüzdeki 10 yıl bu soruya cevap arayacağımı bildiğin halde soruyorsun ama kısaca ergenim işte.’ 

Google’a sorduğunuzda; insanlarda meydana gelen ‘yetişkinliğe ilk adım’ evresidir. Çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemidir. Bireyde çocuksu tutum ve davranışların yerini yetişkinlik tutum ve davranışlarının aldığı, cinsiyet yetilerinin kazanıldığı, bireyin erişkinlik rolüne psikolojik ve somatik olarak hazırlandığı dönemdir gibi tanımlar, kız çocuklarda ve erkek çocuklarda görülecek fiziksel, duygusal, zihinsel değişimler, dikkat ergenlikte okul başarısı düşüyor, ergenlik sivilceleriyle nasıl başedebilirim, ergenlikte hızlı kilo verme temalı pek çok metin ve dahası çıkıyor karşımıza.

Bana birazcık kendinden bahseder misin sorusu zor bir sorudur, genelde karşı tarafta cevaplar yerine zihninde nasıl cevap vermeliyim gibi karşıt sorular, yüzde şaşkın bir ifade belirir. Fakat bu soruyu bir ergenlik dönemi çocuğuna ya da son dönemde dilimize pelesenk olmuş bir kavram olarak bir ergene sorduğunuzda işler birazcık değişir. Şanslıysanız ‘ergenim işte’ yanıtını alırsınız. Ve bu devasa bir yanıttır. Kendi yaşam serüveninizi düşününüz, tam da o dönemler değil mi ben kimim sorusuna yanıt aramaya başladığınız, buldum sandığınız, bulamadığınızı anladığınız, belki de hala aradığınız. Kullandığımız dil ve kavramlar önemlidir, tercih edilen sözcükler de.

Benlik kavramı, bireyin kendisini algılamasına ve değerlendirmesiyle paralel geliştirdiği görüşler olarak tanımlanabilir. Ergenin kim olduğu hakkındaki düşünceleri ve kendi hakkındaki değerlendirmelerinin tümüdür diyebiliriz. Benlik de kişilik gibi karmaşık bir kavramdır. Hiç kuşkusuz, benlik kavramınn genelde öz saygı olarak adlandırılan bir değerlendirme yönü de bulunmaktadır. Peki ergen, birey olarak kendisini nasıl ve hangi kriterlerle değerlendiriyor?

İlköğretim ve lise yılları boyunca çocukların kendileriyle ilgili değerlendirmeleri birbirlerinden gittikçe ayrılır. Akademik veya sportif becerileri, arkadaş grubundaki konumları, dış görünüşleri, romantik hisleri ve ebeveyn ilişkileri hakkındaki yargıları birbirinden oldukça ayrıdır. Bu dönemlerde benlik algısı, saygısı ve öz saygıyı etkileyen önemli bir faktör çocuğun çevresindeki önemli insanlardan özellikle anne, baba ve yaşıtlarından aldığı destektir.  O zaman bir ergen kendisiyle ilgili fikirleri hem kendi düşünceleri hem de çevrenin değerlendirmeleriyle ediniyor diyebiliriz. Benlik saygısı bebeklik döneminden başlanarak, ergenlik döneminde zirve yaparak ilk yıllarda ailesinin daha sonra da çevrenin etkisi ile şekillenmektedir. Ebeveyn noktası her ne kadar sağlıklı ilerleyen bir süreç olsa da akran grupları ebeveynler için soru işaretleriyle dolu olabiliyor. Son dönem ergenlik dönemi sorunlarının genellikle sosyal kaygı ve sosyal görünüş kaygısı, beden imgesi ve yeme bozuklukları paralelinde olduğunu söyleyen pek çok araştırma var.  ‘Kendilerini güvende hissetmek için sayılara bel bağlayan ergenler’ diye bir kalıp hatırlıyorum bir kitaptan… Sınavdan 100 üzerinden 90 alabilmek, boyu 170 olabilmek, kilosu 50 olabilmek, bedeni xs olabilmek, takipçisi 20k olabilmek, beğenisi 500 olabilmek…

Çocuklarımıza benlik saygısı kazandırabilmek için:

Sevginizi paylaşın, onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin. Onu neden sevdiğinizi açıklayın. Sizin için neden ve ne kadar değerli olduğunu hissettirin. Onu koşulsuz ve her zaman sevdiğinizi, seveceğinizi hissettirin. İnsan olarak var olduğundan, haklarından, yapabileceklerinden bahsedin. Sizin hayatınızda olduğu için size kattığı değeri ifade edin. Kendilerine karşı acımasız bir iç ses yerine olumlu bir dil geliştirmelerini sağlayın. Önce siz kendinize şefkatli bir dil kullanmayı öğrenin. Güçlü yönlerini pekiştirmelerine yardımcı olun, güçlü yönleriyle ilgili konularda onlardan yardım isteyin ve lütfen sadece teknolojik konular olmasın 🙂

‘Ergenim işte’ pek çok farklı alt kriterle değerlendirebileceğimiz devasa bir yanıttır.

 

Sevgiyle..

Psk. Dan. Gizem KOLÇAK

www.gizemkolcak.com

@pskdangizemkolcak

pskdangizemkolcak@gmail.com

SORULARLA Z KUŞAĞI

Z KUŞAĞI NEDİR?

2000 yılı ve sonrası doğumlu, günümüzde en büyüğü henüz 17 yaşında olan jenerasyonu, kristal çocuklar, dijital çocuklar, sessiz kuşak diye de adlandırılırlar, z kuşağı olarak tanımlıyoruz. Hızlı gelişim gösterir, hızlı tüketir, hızlı adapte olurlar. En büyük özellikleri ise teknoloji ile büyüyen bir nesil olarak teknoloji düşkünlükleridir diyebiliriz. Ülkemizin %17’sini oluşturuyorlar

Z KUŞAĞI ÇOCUKLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Her açıdan hızlı gelişim gösterirler.

Teknoloji onlar için bir ihtiyaçtır.

Analitik düşünme yetenekleri çok yüksektir.

Sosyal statüye önem verirler.

Bağımsız olmak ister, bağımsızlığa önem verirler.

İçe dönük yapıları vardır.

Hedef ve isteklerinin farkındadırlar (Kendi hedef ve isteklerinin)

Sosyal mecralar ile iletişim kurmayı tercih ederler.

Ekip çalışmasındansa bireysel çalışmalara uygundurlar.

Bilgiye aç, teknolojiyi bilgiye ulaşma noktasında çok iyi kullanırlar.

Analitik düşüncenin yanı sıra yaratıcılık ve farklılıklara önem verirler.

Sağlık konusunda araştırmalar yapan kuruluş Kaiser Family Foundation ’ın

ABD’de 2004 yılında yaptığı bir araştırmada Z kuşağı ile ilgili şu bulgulara yer veriliyor:

Bir anda birçok şey ile uğraşabiliyorlar.

Yeni teknolojilerle geçirdikleri vakit kadar geleneksel medya ile de vakit geçiriyorlar.

Yani birini seçmeleri diğerinden vazgeçmeleri anlamına gelmiyor.

8-18 yaş arası çocukların yüzde 73’ü günde en az 43 dakikalarını okuyarak geçiriyor.

Z KUŞAĞI ÇOCUKLARI VE TEKNOLOJİ İLİŞKİSİ NASILDIR?

Z kuşağı çocukları için teknoloji önemli bir ihtiyaçtır. Bilgiye, bireye, ihtiyaca en hızlı şekilde cevap verebilen bir araç olarak değil, en büyük kaynak olarak bir ihtiyaçlarıdır teknoloji. Bilgiye bu kadar hızlı ulaşmak, analiz yapabilmek onları besliyor. Fakat teknolojiye giderek artan bu açlık zamanla diğer kişilik özellikleri ( bireysellik, içe dönüklük vb. ) düşünülürse bağımlılığa dönebiliyor. İşte burada teknoloji ve internet kullanımı noktasında ebeveynlere büyük rol düşüyor. Çocukların teknolojiye olan ihtiyaçlarının, onların aile olma, arkadaşlık kurma, doğa ve çevreleriyle olan ilişkilerine zarar vermemesi gerekiyor.

Ipsos KMG Medya Araştırmaları ’nın araştırmasına göre:

Türkiye’de 6.2 milyon online çocuk var.

Online aktivitelerde çocukların %77’sinin oyun oynuyor, %66’sının ders çalışıyor,%47’si sosyal paylaşımda bulunuyor, %29’u müzik dinliyor.

Çocukların %96’sı TV izliyor.

%68’nin içinde animasyon/karakter olan reklamları seviyor.

%77’sinin gördükleri TV reklamlarından etkileniyor ve 8-14 yaş arası çocukların%22’sinin hayran olduğu ünlünün ürünlerini tercih ediyor.

Z KUŞAĞI ÇOCUKLARI VE SOSYAL MEDYA İLİŞKİSİ NASILDIR?

Z kuşağı çocuklarını sosyal medya konusunda heyecanlandıran şey; bilgiyi anında kitlelerle paylaşabilme hazzı. Pek çok ebeveyn online bilgisayar oyunları kadar, özel sosyal medya uygulamaları olan instagram, youtube, snapchat gibi uygulamalara da soru işaretleriyle bakıyor.  Yapılan son araştırmalarda ise YouTube %80 lik tercih edilme oranıyla ilk sırada geliyor. Günümüzde pazarlama ve reklamcılık gibi pek çok sektör, z kuşağının kullanım ihtiyaçlarına odaklanarak çalışmalar yapıyor.

Z KUŞAĞININ GELECEKTE OLUMLU YÖNLERİ NELER OLABİLİR?

Z kuşağı daha eğitimli, bireysellik ve bağımsızlığa önem vermeleri nedeni ile daha yaratıcı olabilen, coğrafi sınırlamaların dışına taşabilen, evrensel, kendilerini rahatlıkla ifade edebilen, dinamik, farkında olmaları noktasında geleceğe yön verebilen, toplum ve iş hayatına olumlu değişim ve gelişmeler sürdürebilir olacaklardır.

Z KUŞAĞININ GELECEKTE OLUMSUZ YÖNLERİ NELER OLABİLİR?

Sıradanlıktan uzak iş ve meslekleri tercih etmedikleri için, sıradan işleri yaptırmak zor olabilir, hızlı tüketim alışkanlıkları çabuk vazgeçen nesiller doğurabilir, ikili ilişkiler zayıflayabilir.

Z KUŞAĞI GELECEĞİMİZE NELER KATABİLİR?

Z kuşağı çocuklarıyla doğru iletişim kanalları kullanılarak, jenerasyonlarının olumlu yönleri ve hatta olumsuz yönleri avantaja çevrilebilir. Öğrenmenin ailede başladığını düşünürsek ailede ve okullarda olumsuz yönlerini törpüleyebileceğimiz pek çok beceri ile z kuşağının donanımını zenginleştirebilir ve geleceğe şekil verebiliriz.

Z KUŞAĞI ÇOCUKLARININ EBEVEYNLERİ OLARAK NE YAPMALIYIZ?

Z kuşağı çocukları, teknolojiye olan düşkünlükleri nedeniyle aileleri tarafından zaman zaman yanlış anlaşılabiliyor. Bir yandan da özgürlükçü düşünce sistemleriyle ailelerinin kalıplarından uzak tavırları aileler için de zor zamanlar yaşatabiliyor. Tam olarak kuşak çatışması gibi gözüküyor değil mi? Peki aile olarak ne yapacağız? Öncelikle onları dinlemeliyiz. Etkin bir dinleme. İhtiyaçlarını analiz edebilmeli, sorularına tatmin edici cevaplar verebilmeliyiz. Teknolojiye olan ihtiyaçlarını anlamalı, kullanımlarını cezalarla korkutarak değil, ihtiyaçları paralelinde yine onlarla birlikte şekillendirmeliyiz.

Z kuşağı çocuklarıyla onların diliyle konuşabilmeliyiz. Sevdikleri online platformlar, oyunlar, sosyal medya kanalları vb. hakkında bilgi sahibi olmalı, onlarla bu konularla ilgili konuşabiliyor olmak; kısıtlama getirmek, ceza vermek, severek oynadığı oyunları katı bir dille eleştirmekten daha başarılı bir çözüm olacaktır.

Z KUŞAĞI ÇOCUKLARININ EVDEKİ ZAMAN YÖNETİMİNİ NASIL ŞEKİLLENDİRMELİYİZ?

Z kuşağı çocukları fikirlerine saygı duyulmasını önemsiyor. Onlara fikirlerini sorun. Düşüncelerini öğrenin. Anlaşıldıklarını ve düşüncelerinin önemsendiğini hissettirin. Öncelikli olarak oynamayı sevdiği oyunları, seyretmeyi tercih ettiği filmleri öğrenin ve size öğretmelerini isteyebilirsiniz. Bu onları heyecanlandıracaktır. Zamanla bu bir aile ritüeline dönüşür ve örneğin her cumartesi birlikte oyun saatinizi oluşturabilir.

Daha mekanik bir nesil olmaya doğru ilerleyen z kuşağı çocuklarına duygusal zekayı zenginleştirecek etkinlikler uygulanabilir. Hikaye tamamlama, canlandırma, yaratıcı drama gibi kazanan ya da kaybedenin olmadığı çocuğun duygularına yöneldiği ve duygularını yansıttığı oyunlar.

Z KUŞAĞI ÇOCUKLARI İÇİN EĞİTİM NASIL OLMALI?

Ülkemizde sınavlara hazırlanan öğrenciler y son dönem ve z kuşağı çocukları. Bu çağın çocuklarına geleneksel ve sıradan eğitim modelleriyle yaklaşamayız. ERA Okullarında biz, çocuklarımıza inovatif eğitim modelleri sunuyoruz.

HEDEF BELİRLEYEBİLME

Milliyetten

Hedef; bir hayalin, bir düşüncenin tarih veya zaman belirleyip, eylem planıyla desteklenmesi, harekete geçirilmesi demektir. Hedef belirleme yetişkinler için olduğu kadar çocuklar ve ergenler için de son derece önemlidir. Ne istediğini bilen çocuklar geleceğin kendine güvenen ve başarılı yetişkinleri oluyor.

Gelişim anne karnından yaşlılığa kadar hedeflerle dolu. Gebelikte kısa süreli haftalık hedeflerle uzun süreli, sonsal amaç olan doğuma ulaşılıyor, ardından 0 – 2 yaş hedefleri, okul öncesi dönem hedefleri, okul dönemi hedefleri ve pek çok ebeveyn için tedirgin geçen ergenlik dönemi hedefleri olarak incelediğimizde her gelişim dönemine ait hedeflerimiz var.  Hedef koyma çocuk gelişiminin çok önemli bir parçasıdır.

Çocuk ve ergende hedef koyabilme becerisinin gelişim sürecinde ebeveyn tutumu çok önemlidir. Bu süreçte aile üyelerinin cesaretlendirici bir tavır ile; basit ve kısa süreli hedefleri çocuklarına sunmaları doğru bir ilk adım olacaktır. Ne zaman? Hedef koyabilme becerisi ne kadar erken kazandırılırsa çocuk için o kadar yararlı olacaktır.

OKUL ÖNCESİ DÖNEM                      

Okul öncesi dönem çocuğu ebeveynleri çocukları için pek çok hedef belirlerler. Sütten kesme, çatal – kaşık kullanımı, tuvalet eğitimi gibi. Fakat unutmamanız gereken nokta ise okul öncesi dönem çocuğunun da kendi hedefleri olabileceğidir. Yavaş yavaş sizden ayrışan ve bireyselleşen çocuk pek çok hedef belirleyebilir. Yine pek çok davranışta olduğu gibi çocuklarınızın sizlerden model aldığını unutmayınız. Hedef belirlemeyi de sizlerden öğreniyorlar. Yaş dönemine uygun, basit uygulanması kolay hedefler belirleyin. Çizgileri taşırmadan boyama yapabilmesi, oyuncağın amacına göre kullanımı, yeni bir şarkı öğrenmesi gibi dönemsel hedeflerinde onu cesaretlendirin. Çocuklara sorumluluk verdikçe göreceksiniz ki zamanla daha da başarılı olmak isteyecekler. Özgüvenleri ve hedef koyma becerileri gelişecek. Kendi aldığı kararlarla ilgili izin vermeniz uzun vadede hedef belirleme becerisini geliştirecektir. Ona seçenekler sunun. Oyuncak alacaksanız, belirlediğiniz 2 seçenek arasından onun seçmesini isteyebilirsiniz.

 OKUL DÖNEMİ               

Evet okul artık çocuğunuzun hayatında çok önemli bir yer tutuyor. Kendi kararlarını vereceği sosyal ortamı, davranışlarını şekillendireceği sorumluluk alanları olacaktır. Bu dönemde, akademik başarı ön plandadır, sınavlardan yüksek not ile geçmek gibi yeni hedefleriniz olacaktır. En hassas nokta ise çocuğu iyi tanımak çünkü hedeflerinizin yüksek beklentilerinizden arınmış olması uzun süreli hedefe giderken kısa süreli hedeflerinizi besleyecek ve daha başarılı sonuçlar almanıza yardımcı olacaktır. Çocuğunuz hedeflerini belirlerken sizin yardımınıza da ihtiyaç duyabilir. Örneğin okulda kulüp seçiminde zeka oyunları ile ritm kulübü arasında karar veremiyorsa sizin buradaki müdahaleniz şüphesiz ki çok önemlidir. İşte bu noktada çocuğu tanıyor olmak, onun başarılı olacağı kulübü seçebilmek, onda doğru karar verdim hissi yaratabilmek adına önemli bir adım olacaktır.

 ERGENLİK DÖNEMİ

Ebeveynlerin en çok kaygılandığı dönem olan ergenlik döneminde hedef oluşturma süreci biraz daha karışık bir hal alabilir. Kimlik karmaşası, zıt duygu durumları, ikili duygu durumları ve sınav süreçleriyle birlikte iplerin iyice gerilmeye başladığı bu dönemde ebeveyn olarak her zamankinden daha stratejik hamlelerde bulunmak gerekiyor. Sınavların yaklaşmasıyla birlikte anne ve babalar çocuklarından artık daha somut hedefler duymak istiyorlar. Bu dönemde; çocuklarınızın hayallerini destekleyin, her anne baba gibi sizlerin de çocuklarınızın geleceği ile ilgili hayalleriniz var fakat bu hayaller çocuğunuzun hayalleriyle paralel mi? Onun başka bir birey olduğunu unutmayın. Ergenlik dönemi kararsızlık dönemidir. Bugün çok tutkuyla bağlandıkları bir hayal ya da bir hedef yarın onlar için sıradan olabilir. Bu yüzden onları dinlerken sabırlı olmanız gerekecektir. Bu değişime izin verin. Çocuğunuz istekleri ve hedefleri doğrultusunda çok kararsız olabilir örneğin bir 8. Sınıf öğrencisi fen lisesi ve sosyal bilimler lisesi arasında kararsızlık yaşayabilir ya da bir 9. Sınıf öğrencisi alan seçerken sayısal mı sözel mi karmaşası yaşayabilir. Bu dönemlerde uzman desteği almaktan çekinmeyin. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Birimlerinde uygulanan pek çok test, envanter ve ölçme aracı ile çocuğunuzun ilgi ve yetenekleri noktasında sonuç alabilirsiniz.

“Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur”

P.Drucker

Çocuk veya ergenin hedef belirleyebilmesi için öncelikli olarak kendisiyle ilgili farkındalık sahibi olması gerekmektedir. Yeteneklerinin, güçlü – zayıf yönlerinin, ilgi alanlarının, bilgi donanımının farkında olan çocuk ve ergenlerin hedef koyması ve bu hedeflere ulaşması daha kolaydır. İstek ve hedef belirlemek arasında somut farklılıklar olduğunu unutmayalım. İstek duygusu davranışa dönüştüğünde ancak hedef olabilir.

Hedef belirleme aşamalarını inceleyelim:

Kısa Vadeli Hedefler (1 hafta / 1 ay içerisindeki hedefler: haftalık proje ödevleri )

Orta Vadeli Hedefler ( 6 ay / 1 yıl içerisindeki hedefler: yeni bir hobi eğitimi )

Uzun Vadeli Hedefler (1 yıl / 5 yıl içerisindeki hedefler: lise eğitiminin tamamlanması )

 PLAN YAPMA

Belirlenen hedef doğrultusunda ise bir plan ve çalışma gerekmektedir. Plan – program genel olarak bireylerin özellikle öğrencilerin gözünü biraz korkutsa da özenle hazırlanmış bir plan sizi başarıya götüren en önemli adımdır.

‘Planlamaya ayrılan on dakika uygulamada bir saat kazandırır.’

Japon Atasözü

İnsanların genel olarak plan ve çalışma programlarının kısıtlayıcı olduğuna dair bir görüşleri vardır. Oysa doğru hazırlanmış bir plan zamanı istekler ve zorunluluklar arasında dengeli olarak dağıtır. Pek çok kişi farklı farklı planlar uygulamış olmasına rağmen başarılı olmamış olabilir çünkü plan bireyseldir. Hedefe ulaşmak, başarılı olmak için hazırlanmış bir plan kişisel olmalıdır, uygulanabilir olmalıdır, hayatı kolaylaştırır olmalıdır, genel ifadeler yerine özel hedefleri içermelidir ( ‘Matematik Çalışması’ değil de ‘Üslü Sayılar Konu Tekrarı’ gibi ), esnek olmalıdır (uygulamada aksaklıklar olduğunda bir B planı olmalıdır ) ve mükemmel bir plan olmadığı unutulmamalıdır.

Seçimlerin en zoru hedef seçmedir ve günümüz ergenlerinin en zorlandığı konu da budur. Pek çok gencin ya hedefi yoktur ya da sık sık hedef değiştirmekte, seçtiği hedefe güvenememektedir.  Genellikle sınavlara hazırlık dönemlerinde ebeveynleri tedirgin eden bu durum küçük davranış takibi, çocuk ve ergenin kendisiyle ilgili oluşturduğu şemalar ile çalışarak küçük dokunuşlarla düzenlenebiliyor.

Ayrıca;

  • Çocuğunuz siz ebeveynlerinin onu her koşulda sevdiğinizi ve güvendiğinizi hissetmeli.
  • Çocuğunuzu cesaretlendirin. Hata yapsa da başaramasa da tekrar tekrar denemesi için yüreklendirin.
  • Hata yapmasına izin verin. Öğrensin, sınırlarını fark etsin, denesin yanılsın. Siz yeter ki yanında olun.

Ne istediğini bilen çocuklar ebeveyn desteği ile doğru hedefler belirliyor, plan yapıyor ve başarıyor.

‘Amacı olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez.’

Montaigne